Sınav kaygısı çoğu zaman yalnızca zihinsel bir durum gibi düşünülür. Oysa özellikle ergenlerde kaygı, kendini en güçlü şekilde bedende gösterir. Kalp çarpıntısı, mide ağrısı, nefes darlığı, terleme, ellerde titreme ya da ani sıcak basmaları bu sürecin en sık görülen belirtileridir.
Gaziantep’te ergenlerle çalışan bir psikolog olarak en sık karşılaştığım durumlardan biri, öğrencilerin bu bedensel tepkileri “bir şeyler yanlış gidiyor” şeklinde yorumlamasıdır. Oysa bu belirtiler, bedenin tehlike algısına verdiği doğal bir yanıttır.
Beyin sınavı gerçek bir tehdit gibi algıladığında, vücut “savaş ya da kaç” moduna geçer. Bu durumda sindirim sistemi yavaşlar, kalp daha hızlı atar ve zihin odaklanmakta zorlanır. Yani aslında sorun öğrencinin yetersizliği değil, bedenin aşırı alarmda olmasıdır.
Bu noktada yapılması gereken şey kaygıyı bastırmaya çalışmak değil, bedeni yeniden regüle etmeyi öğrenmektir. Nefes egzersizleri, kısa fiziksel hareketler ve bedensel farkındalık çalışmaları bu süreçte oldukça etkilidir.
Belki de en önemli nokta şudur:
Bu belirtiler bir sorun değil, bedenin seni korumaya çalışma biçimidir.